Yeni: Mehmet Durmuş'un Çağın Kavramları Ansiklopedisi yayında Okumaya başla

Psikoloji Sözlüğü

Sahtekârlık sendromu (impostor sendromu)

İngilizce: Impostor phenomenon

Terfi aldın, sınavı geçtin ya da biri yaptığın işi çok beğendi. Herkes seni tebrik ediyor, ama içinden bir ses şöyle diyor: "Şans eseri oldu. Aslında o kadar iyi değilim. Bir gün herkes bunu anlayacak."

Bu sesi tanıyorsan yalnız değilsin. Buna sahtekârlık sendromu, ya da yaygın adıyla impostor sendromu deniyor. Başarına dair ortada bir sürü kanıt olsa bile kendini yetersiz, hatta "sahte" hissetmek. Başarıyı şansa, zamanlamaya, başkalarının iyi niyetine bağlamak; ama bir türlü kendine bağlayamamak.

İlk kez 1978'de iki psikolog, Pauline Clance ve Suzanne Imes tarafından tarif edildi. Bir tanı ya da hastalık değil. Bu yüzden uzmanlar "sendrom" yerine "sahtekârlık deneyimi" demeyi tercih ediyor (APA). Ve çok yaygın: İnsanların büyük çoğunluğu hayatının bir döneminde bunu yaşıyor, özellikle de yeni bir işe, okula ya da role başlarken.

Nasıl hissettirir?

Övgü geldiğinde "Abartıyorlar" diye geçirirsin içinden. Küçük bir hata yaptığında "İşte, sonunda anlaşılacak" diye korkarsın. Yetersiz görünmemek için kendini fazlasıyla zorlar, her şeyi kusursuz yapmaya çalışırsın. Soru sormaktan, yardım istemekten çekinirsin; çünkü bilmediğin bir şey ortaya çıkarsa "maske düşecek" gibi gelir. Etrafındaki herkes senden daha yetkin görünür (sosyal kıyaslama).

Neden geçmiyor?

Çünkü bu duygu kendi kendini besleyen bir döngüyle çalışıyor. Yeni bir iş gelir, kaygı başlar. Ya gece gündüz çalışırsın ya da son ana kadar ertelersin. İş iyi biter, ama içindeki ses hemen açıklamasını yapar: "Çok çalıştığım için oldu" ya da "Şanslıydım." Başarı hiçbir zaman sana yazılmaz, bu yüzden özgüvenin de büyümez. Bir sonraki işte her şey baştan başlar.

Bu döngünün altında çoğu zaman şu inanç yatar: "Yaptıklarım yeterli değilse, ben de yeterli değilim." Bu bir bilişsel çarpıtmadır, yani zihnin bize oynadığı bir oyun. Uzun sürdüğünde tükenmişliğe, yüksek işlevli kaygıya ve kendini sabote etmeye kapı aralayabilir.

Neler iyi gelebilir?

İlk adım, hissettiğinle gerçeği ayırmak. "Yetersiz hissediyorum" ile "yetersizim" aynı şey değil. Başarılarını, aldığın güzel geri bildirimleri bir yere yazmak, o ses yükseldiğinde bakabileceğin bir kanıt defteri olur.

Bu duyguyu güvendiğin biriyle paylaşmak da şaşırtıcı derecede iyi gelir; çoğu zaman karşındakinin de aynı şeyi yaşadığını duyarsın. Kendine bir arkadaşına söyleyeceğin cümlelerle konuşmayı dene. "Mükemmel mi oldu?" yerine "Geçen seferden ileride miyim?" diye sor.

Bir de şunu bil: Yeni bir role geçtiğinde bu his yeniden uyanabilir. Bu geri gittiğin anlamına gelmiyor; büyüdüğün anlamına geliyor.

Bu duygu seni fırsatlardan kaçmaya itiyorsa ya da yoğun kaygı ve yorgunlukla birlikte geliyorsa, biriyle konuşmak iyi gelebilir. Bu konularda nasıl çalıştığımı Özgüven ve kendini sabote etme sayfasında anlattım.

Sık sorulan sorular

Sahtekârlık sendromu nedir?

Başardığın hâlde kendini yetersiz hissetmek ve bir gün "sahte" olduğunun ortaya çıkacağından korkmak. İngilizcede impostor syndrome olarak biliniyor.

Impostor sendromu bir hastalık mı?

Hayır, bir tanı değil; pek çok insanın yaşadığı bir deneyim. Ama kaygı, depresyon ya da tükenmişlikle birlikte geliyorsa destek almak önemli.

Sahtekârlık sendromu nasıl geçer?

Tamamen kaybolmayabilir, ama sesi kısılabilir. Başarılarına dair kanıtları görmek, duyguyu paylaşmak, kusursuzluk beklentisini gevşetmek ve kendine biraz şefkat göstermek iyi gelir.

Konuşmak istersen buradayım.

İlk mesajında ne yaşadığını uzun uzun anlatman gerekmiyor. Kısa bir merhaba yeterli; uygun görüşme saatlerini ve sürecin nasıl işlediğini birlikte netleştiririz.