Yeni: Mehmet Durmuş'un Çağın Kavramları Ansiklopedisi yayında Okumaya başla

Psikoloji Sözlüğü

Empati yorgunluğu

İngilizce: Compassion fatigue

Haberleri açıyorsun: bir savaş, bir deprem, bir sel. Eskiden bu görüntüler seni ağlatırdı. Şimdi kanalı değiştiriyorsun, ve bunu yaptığın için kendinden biraz utanıyorsun. Ya da bütün gün hastalarla, öğrencilerle, danışanlarla ya da hasta bir yakınınla ilgileniyorsun. Akşam eve geldiğinde kimsenin derdini dinleyecek gücün kalmamış. Sevdiklerine bile.

Buna empati yorgunluğu deniyor. İngilizcesi compassion fatigue, yani "şefkat yorgunluğu". Sürekli başkalarının acısına tanık olmaktan, o acıyı yüklenmekten duygusal olarak tükenmek. Kalp kötüleştiği için değil, fazla çalıştığı için yoruluyor.

Kimlerde görülür?

En çok başkalarına bakım veren meslekleri olanlarda: hemşireler, doktorlar, psikologlar, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, arama kurtarma ekipleri. Sağlık ve toplum hizmeti çalışanlarıyla yapılan araştırmalar, bunun bu mesleklerin bilinen bir yükü olduğunu gösteriyor (NIH/PMC).

Ama sadece onlarda değil. Hasta bir annesine ya da engelli bir çocuğuna yıllardır bakan biri de yaşayabilir. Ve son yıllarda giderek daha fazla insan da yaşıyor: Telefonunda gece gündüz felaket görüntüleri kaydıran (doomscrolling) herkes, bir noktada bu yorgunluğa yakalanabiliyor.

Nasıl hissettirir?

Önce bir uyuşma gelir. Eskiden dokunan şeyler artık dokunmaz; insanların dertlerine karşı bir duvar örmüşsün gibi hissedersin. Sonra kendini suçlarsın: "Ne zaman bu kadar duyarsızlaştım?" Bazen de bunun tam tersi olur; en küçük kötü haber bile seni sarsar, uyuyamazsın, gördüğün görüntüler zihninden gitmez.

Buna sık sık yorgunluk, sinirlilik, odaklanma güçlüğü ve insanlardan uzaklaşma eşlik eder. İşin ya da bakım verdiğin kişi sana artık bir anlam değil, sadece bir yük gibi gelmeye başlar.

Tükenmişlikten farkı ne?

İkisi çok yakın akraba. Tükenmişlik genellikle iş yükünden, kontrol eksikliğinden, takdir edilmemekten doğar; herhangi bir işte görülebilir. Empati yorgunluğu ise özellikle başkalarının acısıyla temas etmekten gelir. Biri işin yükü, öteki duygunun yükü gibi. Çoğu zaman ikisi bir arada yaşanır.

Neler iyi gelebilir?

İlk adım, bunun bir zayıflık ya da "kötü insan olmak" olmadığını kabul etmek. Empati yorgunluğu, ancak çok önemseyen insanlarda görülür. Duyarsızlaştığını düşündüğün o an aslında, yüreğinin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Sonra kendine de bakım vermek. Başkalarına gösterdiğin şefkatin bir kısmını kendine ayırmak, gün içinde küçük de olsa nefes alacağın anlar yaratmak. Haber ve sosyal medya tüketimini bilinçli olarak sınırlamak da çok işe yarar; dünyadaki acıları bilmek için her an izlemek zorunda değilsin. Ve yükünü paylaşmak: Aynı işi yapan meslektaşlarınla, güvendiğin biriyle konuşmak, taşıdığın şeyi hafifletir.

Bir de sınırlar. Her şeye "evet" demek, her yardım çağrısına koşmak sürdürülebilir değil. "Şu an veremem" diyebilmek, uzun vadede daha çok verebilmenin yoludur.

Bu yorgunluk işini, ilişkilerini ya da kendine bakışını etkilemeye başladıysa, bunu biriyle konuşmak iyi gelebilir. Bu konularda nasıl çalıştığımı Tükenmişlik ve iş stresi sayfasında anlattım.

Sık sorulan sorular

Empati yorgunluğu nedir?

Sürekli başkalarının acısına tanık olmaktan ve o acıyı yüklenmekten duygusal olarak tükenmek. İngilizcede compassion fatigue olarak biliniyor.

Empati yorgunluğu kimlerde olur?

En çok sağlık çalışanları, psikologlar, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları ve uzun süredir bir yakınına bakım verenlerde görülür. Sürekli felaket haberleri izleyen herkes de yaşayabilir.

Empati yorgunluğu ile tükenmişlik aynı şey mi?

Çok yakınlar ama aynı değiller. Tükenmişlik çoğunlukla iş yükünden ve koşullardan doğar; empati yorgunluğu ise özellikle başkalarının acısıyla sürekli temastan gelir. Çoğu zaman ikisi bir arada yaşanır.

Konuşmak istersen buradayım.

İlk mesajında ne yaşadığını uzun uzun anlatman gerekmiyor. Kısa bir merhaba yeterli; uygun görüşme saatlerini ve sürecin nasıl işlediğini birlikte netleştiririz.