Yeni: Mehmet Durmuş'un Çağın Kavramları Ansiklopedisi yayında Okumaya başla

Psikoloji Sözlüğü

Duygusal emek

İngilizce: Emotional labor

Bir kafede çalışıyorsun. Az önce bir müşteri sana bağırdı, haksız yere. İçin içini yiyor. Ama bir sonraki müşteri geldiğinde yüzüne bir gülümseme yerleştiriyorsun: "Hoş geldiniz, ne alırsınız?" Gün boyu böyle. Akşam eve geldiğinde ise kimseyle konuşacak hâlin kalmamış, bedenin değil ama içinde bir yer bitmiş.

Buna duygusal emek deniyor. Kavramı 1983'te sosyolog Arlie Hochschild ortaya attı. İşin bir parçası olarak, gerçekte hissetmediğin duyguları göstermek ya da hissettiklerini saklamak; müşterinin, hastanın, öğrencinin belli bir şey hissetmesi için kendi duygularını yönetmek (The Conversation).

Kimler en çok yaşar?

Hochschild, kavramı ilk olarak hep güleryüzlü olması beklenen hostesler üzerinden anlattı. Bugün liste çok daha uzun: garsonlar, kasiyerler, çağrı merkezi çalışanları, hemşireler, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar. Kısacası işinin bir parçası, başkalarının duygularını yönetmek olan herkes.

Bu işlerde sabır, sakinlik ve sıcaklık, mesleğin görünmeyen bir şartı. Ama kimse bunu bir iş olarak saymıyor; sanki kendiliğinden geliyormuş gibi.

Neden bu kadar yorar?

Çünkü içinde hissettiğinle dışarıya gösterdiğin arasında sürekli bir mesafe var. Kızgınken sakin, üzgünken neşeli, bıkmışken ilgili görünmek. Bu mesafeyi gün boyu korumak, sessizce ama derinden tüketiyor. Zamanla insan kendi duygularına yabancılaşabiliyor; "Gerçekte ne hissediyorum?" sorusunun cevabı bulanıklaşıyor.

Bu yorgunluk tükenmişliğe ve dışarıdan fark edilmeyen bir sessiz çatlamaya zemin hazırlayabiliyor.

İş dışında da var mı?

Son yıllarda "duygusal emek" kelimesi ev içindeki görünmeyen işler için de kullanılıyor: herkesin doğum gününü hatırlamak, evdeki havayı yumuşatmak, kimin neye ihtiyacı olduğunu sezmek. Hochschild bu genişlemeye biraz mesafeli; özel hayatta duyguları yönetmeye "duygu işi" demeyi tercih ediyor. Ama yorgunluk gerçek. Evde bu yükü taşıyan çoğu zaman aynı kişi oluyor; bunun bir benzerini zihinsel yük maddemizde anlattım.

Neler iyi gelebilir?

İşten çıktıktan sonra "maskeyi çıkarabileceğin" bir alan yaratmak: güvendiğin biriyle gerçekte nasıl olduğunu konuşmak, gün boyu bastırdığın duyguları bir yere yazmak, sessiz bir yürüyüş. Bir de mümkünse iş yerinde birbirine destek olan bir ekip; zor bir müşterinin ardından kısa bir mola, bir meslektaşın "Gördüm, zordu" demesi bile çok şey değiştiriyor.

Gün boyu taşıdığın bu yük seni tüketiyorsa, bunu biriyle konuşmak iyi gelebilir. Bu konularda nasıl çalıştığımı Tükenmişlik ve iş stresi sayfasında anlattım.

Sık sorulan sorular

Duygusal emek nedir?

İşin bir parçası olarak gerçekte hissetmediğin duyguları göstermek ya da hissettiklerini saklamak; başkalarının belli bir şey hissetmesi için kendi duygularını yönetmek. Kavramı 1983'te sosyolog Arlie Hochschild ortaya attı.

Duygusal emek hangi mesleklerde görülür?

Hizmet sektörü, sağlık, eğitim, çağrı merkezleri ve psikoloji gibi, başkalarının duygularıyla sürekli temas gerektiren mesleklerde.

Duygusal emek ile zihinsel yük aynı şey mi?

Hayır, ama akrabalar. Duygusal emek duyguları yönetmenin yorgunluğu; zihinsel yük ise bir evin ya da işin planlanması, hatırlanması ve organize edilmesinin görünmeyen yükü. Çoğu zaman aynı kişide bir arada görülürler.

Konuşmak istersen buradayım.

İlk mesajında ne yaşadığını uzun uzun anlatman gerekmiyor. Kısa bir merhaba yeterli; uygun görüşme saatlerini ve sürecin nasıl işlediğini birlikte netleştiririz.